|
İçindekiler
BİLİŞİM
ÇAĞI EŞİĞİNDE SINIF
VE MATEMATİK ÖĞRETMENLERİNİN
YENİ İŞLEVLER VE ROLLER EDİNMELERİ
Prof. Dr. Yaşar
Ersoy
Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 06531, Ankara
Öz:
Bilişim çağı eşiğinde
ilköğretim sınıf ve matematik
öğretmeni ile ortaöğretim matematik
öğretmenlerin yeni bilgi ve beceriler edinmeleri,
bir dizi yeni yeterlikler ve bazı beceriler kazanmaları
kaçınılmazdır. Dahası,
genelde tüm öğretenlerin özelde matematik
öğretmenlerinin değişen işlevlerini
ve yeni rollerini benimsemeleri ve bunları uygulamaya
geçirmeleri beklenmektedir. Söz konusu değişiklikler
ve beklentiler, ilk bakışta, "öğretmenlerin
sürekli eğitimi" demek olup Türkiye'de
bu alanda gereksinimler giderek artmış;
hizmet-öncesi öğretmen eğitimi başta
olmak üzere öğretmen eğitimi ile ilgili
sorunların çözümü için
arayışlara başlanmıştır.
Ancak, yapılanların bir bütün
olarak değerlendirilmesi, yapılması
gerekenlerin ise tartışılması;
ayrıca ortak eylem planlarının
ve insan kaynaklarının hazırlanması
gerekmektedir. Bu incelemede bilişim çağı
eşiğinde öğretmen eğitimi ile
ilgili bazı değişiklikler ve yenilikler
açıklanarak kişisel düşünceler
ve bir dizi öneri sunulmaktadır.
Anahtar Sözcükler: Matematik öğretimi
ve eğitimi (MövE), Öğretmen eğitimi,
Öğretmenin işlevi ve rolü
1.
GİRİŞ
Son üç-dört on yıldır dünyada
çok hızlı bir değişmenin
olduğu; gerçekleştirilen yeniliklerin
toplumsal, siyasal ve ekonomik alanlarda etkisini gösterdiği
gözlemlenmektedir. Örneğin, bilginin toplanması,
işlenmesi, aktarılması, kullanılması
ve yeni bilgi üretimine yönelik her alanda bilgi
ve iletişim (bilişim) teknolojisinde sıçramaların
yaşandığı; böylece, son on-on
beş yıllık dönemde yeni bir çağın,
açıkçası bilişim çağının,
eşiğindeyiz. Her gün bir yenilik ve gelişme
olmasa bile yaşanan toplumsal ve ekonomik olaylar,
çoğumuzu etkiliyor, bazı kişilerin
görev ve sorumluluğunu artırıyordur.
Bu süreçte toplum yaşamındaki
genel değişikliklere koşut olarak eğitim
kurumlarının işlevlerinde, eğitim
programlarında, bireyin ve toplumun beklentilerde
de bir dizi değişiklikler ve bazı yenilikler
olmaktadır. Söz konusu bu değişiklikler,
giderek sayısı artan uluslararası
bilimsel toplantılarda ve ortak zeminlerde tartışılmakta,
yeniliklerin olası etkileri, ayrıca bulgulardan
nasıl yararlanılacağı bile bazen
sorun olmaktadır. Ancak, olagelen yeniliklerin
her toplumda eğitim sürecine yansıması
kısa sürede olmadığı gibi,
ürün ve hizmet olarak etkilerinin ve olumlu
sonuçlarının aynı düzeyde
ve ölçüde olmadığı
da bilinen gerçeklerden biridir. Bunun bir nedeni,
bir ülkede yeterli sayıda nitelikli insan
kaynağının olmaması; ayrıca
var olanların da etkin ve yararlı bir biçimde
kullanılmamasıdır. Bu bağlamda,
ülkemizde eğitim alanında beklentiler
artmış ve çeşitlenmiş
olup bunların karşılanabilmesi için
başta eğitim anlayışı ve
yaklaşımlar olmak üzere insan kaynaklarına
yatırımların artması; yatırımların
düzenli ve sürekli olması gerekmektedir.
Dahası, sorunların çözümünde
başvurulan genel yöntemlerde köklü
yenilikler, değişim ve bir dizi dönüşüm
zorunludur. Söz konusu insan kaynaklarının
biri de eğitim sistemin en önemli ve dinamik
öğesi olan öğretmendir.
Diğer gelişmelerin
ve yeniliklerin yanı sıra, öğretmenin
ve öğrenmenin en iyi nasıl gerçekleştirileceği
konusunda çok yazılmış; belirlenen
pek çok sorun ulusal ve uluslararası toplantılarda
tartışıla gelmiştir. Buna rağmen,
öğretmen eğitimi ile ilgili yeni düşüncelerin,
yaklaşımların, önerilerin ve
yeniliklerin olması da doğaldır. Örneğin,
öğretmen eğitiminde yenilikçiler,
üniversitelerdeki araştırmacıları,
öğretmen adaylarını ve okullardaki
öğretmenleri birbirine bağlayan yeni bir
örgütsel yapıya çağrı
yapmaktalar. Bu incelemede bilişim çağı
eşiğinde sınıf ve matematik öğretmenlerinin
değişen işlevi ve yeni rolleri hakkında
kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla bazı bilgiler
ve düşünceler özetlenmekte; kişisel
görüşler çerçevesinde yapılması
yararlı olur anlayışıyla, bir
dizi girişim, çalışma, etkinlik
ve atılım için bazı öneriler
sunulmaktadır. Söz konusu bu önerilerin
uygulanabilmesi ve olumlu sonuçlarının
alınabilmesi için toplumsal bilincin artması,
ayrıca ortak sorumluluklarımızın
olduğu unutulmamalıdır.
2. BAZI
ÖNBİLGİLER
Eğitim sorunları oldukça karmaşık
ve dinamik süreçler içerir. Türkiye'de
eğitimle uğraşanların işi,
bu nedenle, kolay değildir ve hiç bir zaman
da kolay olmayacaktır. Çünkü,
Türkiye'de yalnızca genelde bir eğitim
özelde öğretmen eğitimi sorunu yoktur;
toplu kalkınma ve hızlı gelişme
sorunu vardır. Eğitim, açık bir
sistem olarak bir toplumda diğer sistemlerden etkilenmekte,
sorunların çözümü için
altyapı eksikliklerinin giderilmesi gerekmektedir.
Burada söz konusu edilen eğitim sorunu, sistem
boyutlarda değil; yapıla gelen yeniliklerin
daha iyi anlaşılabilmesi için, yapısal
öğeleri göz önünde bulundurarak
matematik öğretimi ve öğretmen eğitimi
bağlamında, yalnızca konu ile ilgili
bazı görünümleri kısaca açıklamaya
çalışacağız.
2.1. Matematik
Eğitimi ve Program Değişiklikleri
Her gelişmekte olan ülkede olduğu gibi
Türkiye'nin de bazı temel sorunları
olup bunların giderilmesi için her siyasi
iktidar dönemde bir takım arayışlar
olmaktadır. Ne var ki Türkiye, bazı
sorunların çözümünde siyasi
irade gücünü tam kullanamamakta; yapısal
değişiklikleri tüm araçları
ile birlikte etkili ve sağlıklı bir
biçimde uygulamaya koyamamaktadır. Daha
açıkçası, Türkiye'de
toplumsal yapıyı değiştirmeye
eğitimin gücü yetmemekte; varolan doğal
kaynaklar ve insan-gücü, ne yazık ki
verimli ve etkin kullanılamamaktadır. Bu
sorun, ülkemizde yeni değildir; kökenleri
çok eskilerde toplumun dokusuna yer eden düşünce,
beklenti ve yaşam biçimimizde etkilerini,
en azından yarı gizliliğini, sürdürmektedir.
Bu anlayışın değişmesi gerekir.
Daha açıkçası,
yüzyıllar önce Anadolu'ya yerleşen
ve Osmanlı İmparatorluğunun buyruğunda
ümmet anlayışıyla yaşayan
topluluklar, çağın bilim ve teknolojisinden,
üretim araçlarından gerektiğince
ve yeterince yararlanamamıştır. Osmanlı
İmparatorluğunun gelişme dönemini
sonrasındaki yöneticileri ve yetkilileri,
eğitimi sorun edinmedikleri gibi ürün ve
hizmetlerin niteliği yönünden bilim ve teknolojiye
gerek bile duymamışlardır. Dönemin
ileri gelenlerinden bazılarının bilim
ve teknolojiye ne denli karşı olduklarının
örnekleri, özellikle 18. ve 19. yy ilgili Osmanlı
İmparatorluğu tarihinde görülmektedir.
Örneğin, İstanbul'da rasathanenin denizden
topa tutulması, Galata-Beyoğlu arasındaki
yeraltı tünelinin (ilk metronun) yapılması
ve işletilmesi o günkü anlayışı
yansıtması bakımdan çok ilginç
ve öğreticidir. Bir ilginç örnekte
sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim
uygulamasına TBMM'de 25-30 yıl önce
karar verilmesine karşın 20.yy bitimine üç
kala ancak ilgili yasa uygulanmaya başlanmıştır.
Bu arada kimlerin ne denli kaygılandığı,
bazı beklentilerini yitirdikleri ve ümitlerinin
boşa çıktığı açıkça
görülmüştür. Bununla birlikte,
her şeyi eğitimden beklemek nasıl yanlışsa,
eğitimi özellikle matematik, fen ve teknoloji
eğitimini için gerekli insan kaynağını,
açıkçası nitelikli öğretmeni
bir yana iterek, her şeyi ekonomik kalkınmadan
ve sanayileşmeden beklemek de aynı derecede
yanlıştır.
Bilinmeli ki birey
ve toplulukların beklentilerini elde etmede eğitim, hem
değişimin başlatıcısı; hem de değişimden etkilenen özelliklere
sahip bir dizi dinamik süreçler içeren
toplumsal bir olgudur. Bu gerçeğin bilincinde ve
karar verme konumunda olan yöneticilerin sayısı,
her ülkede olmasa da ileri endüstri toplumlarında
giderek artmakta; çocuk ve gençlerin eğitiminde
yenilik arayışları sürmektedir (örneğin, OECD,
1995; MEB, 1996, McNeil, 1997; Calderhead, 1997). Bu bağlamda,
son çeyrek yüzyılda ileri endüstri ülkelerin
okul matematik öğretimi ve eğitimi (MÖvE) programlarının
içeriklerinde, konu işlenişlerinde, ölçme-değerlendirme
ölçütlerinde bir dizi değişiklikler ve
köklü yenilikler yapıldığı gözlemlenmektedir
(örneğin, NCTM, 1980; Cockcroft, 1982; NCTM, 1991).
Bu konuda, açıkçası gerek MÖvE gerekse
öğretmen eğitimi konusunda, düzenlenen ulusal
ve uluslararası bilimsel toplantıların ve proje olarak
desteklenen çalışmaların, ayrıca uluslararası dergilerde
yer alan bilimsel makalelerin sayısı ve türleri,
güvenilir bir gösterge olabilir(1).
Daha açıkçası, MÖvE alanında yayınlanmakta
olan süreli dergi sayısının, Türkiye'de olmasa
bile dünyada 300 ün üzerinde olması konunun
önemini ve ivediliğini anlatmak için en inandırıcı
bir delil olarak gösterilebilir(2).
2.2. Öğretmen Eğitiminin Önemi
Eğitimle ilgili söz konusu değişikliler
ve yenilikler, bilindiği gibi öğretmenlerin
sürekli eğitimi demek olup Türkiye'de gereksinimler,
Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda fark edilmiş;
dünyadaki son değişiklikler nedeniyle gereksinimlerin
boyutları değişmiştir (Sakaoğlu,
1992; Erkan, 1994; MEB, 1996; Ersoy, 1997a). Bu çerçevede
eğitim ve öğretmen sorunun çözümü
için arayışlara Türkiye Cumhuriyeti'nin
kuruluş yılları öncesinde başlanmış;
girişimlerin ve atılımların
olumlu ve olumsuz bir dizi etkilerinin, başarılı
ve başarısız sonuçlarının
olduğu görülmüş ve rapor edilmiştir
(örneğin, Baloğlu, 1990; Başgöz,
1995).
Öte yandan, genelde
eğitim, özelde öğretmen eğitimi
ile ilgili politikaların ve etkinliklerin tartışılması;
ayrıca proje çalışmalarının
son beş-on yılda artmış olması
sevindirici ve umut vericidir (Ersoy, 1996; Ersoy, 1998).
Bununla birlikte, bilişim çağı
eşiğinde öğretmen eğitimi ile ilgili
olarak ülkemizde yapılması gereken
ve hepimize düşen çok sayıda
görev ve küçük-büyük ayırımı
yapmadan yapılacak işler vardır. İlk
evrede yapılacak girişimler ve atımlar
bu alanın uzmanlarından, eğitimcilerden
ve birinci derecede sorumlu yöneticilerden beklemektedir.
Bu nedenle, konu ile ilgili olarak kamuoyunun bilgilendirilmesi,
öğretmenlerin bilinçlendirilip bilişim
çağı toplumları için yeni
görevlere hazırlanmalarında yardımcı
olunması gerektiğini düşünmekteyim.
Eğitimin niteliği ile ilgili söz konusu görevler,
toplumda yalnızca öğretmen ve eğitimcilerden
değil ana-babalardan ve işverenlerden de beklenmelidir.
3. OKULLARDA MATEMATİK
EĞİTİMİ VE ÖĞRETMEN
NİTELİKLERİ
Türkiye'de uzun süre eğitim sorunları
denildiğinde nicelik açılımında
sorunun boyutları ele alınır nitelik
göz ardı edilirdi. Oysa, nicelik kadar nitelikte
eğitim sorunlarının ayrılmaz
bir parçası olup okullarımızda
genellikle matematik öğretmeni açığı
olmamakla birlikte yeterlilik ve nitelik fazla tartışılmamaktadır.
Bu kesimde, MÖvE ve öğretmen eğitimi
konusunda bazı sorunlara genel çizgileri
ile değinilecek; yetkin bir matematik öğretmeninin
değişen işlevi ve rolleri hakkında
kısa bilgiler verilecektir.
3.1. Okullarda
Matematik Öğretimi ve Eğitimi
Matematik öğretme/öğretme, sanıldığı
kadar zor olmamakla birlikte, birey olarak matematik okur-yazarı
olmak ve matematikte güçlenmek basit değildir.
Bu uğraş, özenli çalışma
ve sabır ister; ayrıca karmaşık
bir yapıda aşamalar ve dinamik süreçler
içerir. Bu nedenle, burada özetlenmeye çalışılanlar,
okullarda MÖvE sorunun ilk bakışta buzdağının
görünen kısmı gibi küçük
bir parçası olup sorunun tüm boyutlarının
saptanması ve olası çözümlerin
sağlıklı bir ortamda tartışılabilmesi
için güvenilir ve yeterli veriye, inceleme
ve araştırmaya gereksinim vardır.
Ayrıca, başta eğitim kamuoyu olmak üzere
toplumun büyük bir kesiminin bilgilendirilmesi
ve bilinçlendirilmesi gerekmektedir.
Söz konusu konularda
eğitim fakültelerinde ve bazı sivil toplum örgütlerinde,
son yıllarda bir hareket başlamış ve çalışmalar
umut verici ise de daha işin başlangıç evresinde
olunduğu bilinmelidir. Açıkçası, çağdaş
bir üniversitede bir fakülte ve fakültenin
bölümleri, insan kaynağı açısından eğitim
ve araştırma birimleri, altyapı olarak ta laboratuarları
ile kendi niteliğini açıkça sergiler. Bu
bağlamda, Türkiye'de bırakın ilk ve ortaöğretim
okullarımızı sayıları, kırkı aşan eğitim fakültesi
içinde MÖvE ile ilgili bir araştırma merkezi
olmadığı gibi içerisi uygun araç-gereçle
donatılmış bir matematik laboratuarının olmaması büyük
bir eksikliktir (Ersoy, 1997b). Bu nedenle, nasıl fen
(fizik, kimya ve biyoloji) laboratuarı olmadan etkin fen
eğitimi ve öğretimi söz konusu değilse, mikroskop
olmadan biyoloji, teleskop olmadan astronomi öğretimi
etkili olamazsa, okullarda MÖvE için de bilişim
teknolojisi (BiTe) ile donatılmış matematik laboratuarları
olmadan etkili matematik öğretiminden söz etmek
yanıltıcıdır. Kuşkusuz, yalnızca teknolojinin yer aldığı
cihazlar ve araçlar değil, basit fakat uygun biçimde
tasarlanmış ve üretilmiş araç-gereçlerle
de sınıflarda daha etkin matematik öğretimi yapılabilir
ve yapılmalıdır. Bazı araçların temini ve yapımı
için büyük yatırımlar ve harcama gereksizdir(3
). Yeter ki bu araçları tasarlayacak,
geliştirecek ve etkin kullanacak nitelikli sınıf ve matematik
öğretmenleri okullarda görev yapsınlar bunların
hizmetleri değerlendirilebilsin. Bu nedenle, öğretmen
eğitimi yalnızca hizmet öncesi eğitim düzeyinde
kalmamalı, öğretmen eğitiminde süreklilik ve
yenilik, alanda uzmanlaşma ve uygulama, ulusal eğitim
politikasının sağlam yapı taşlarından biri olmalıdır.
3.2. Öğretmen
Eğitimi ve Bazı Yenilikler
Öğretmen eğitimi, eğitim ve öğretimin geniş
içeriğinin, boyutlarının ve sürecin ayrılmaz,
tamamlayıcı parçasıdır. Bu yapıda öğretmenin
yeni işlevi ve rolü ele alındığında "Matematik
öğretmeninin bilgi küpü mü yoksa amaçlarını
kendi isteklerine göre tasarlayıp öğrencilerin
okul ve okul dışında çok sayıda kaynaktan yararlanmalarına
yardımcı olacak bir rehber, işbirliği yapan ekip lideri
mi?" olacak yaklaşımı, son yıllarda dünyada
başlı başına bir tartışma ve eleştiri konusudur. Bu konuda
Türkiye'de gerek bilgilendirme gerek ciddi bir tartışmanın
henüz başlamamış olması bir eksikliktir(
4 ).
Oysa, okullarda matematik eğitimini iyileştirmek için
öğretim programının çağdaşlığı, öğretmenin
eğitimi ve mesleğinde gelişme, ders kitapları ve araç-gereçlerin
yeterliliği, ölçme ve değerlendirmenin ölçütleri
v.d. alt gruplardaki uygulamaların birbiriyle uyumlu olması
gerekir (Ersoy, 1997b). Çok eskilere gitmeden son
yıllarda bu alanda yapılan bazı çalışmaları anımsamak,
ileriye dönük atılımları belirlemek ve planlamak
bakımından yararlı olacaktır.
Yukarıda kısaca açıklanan
yeniliklerle ilgili olarak Türkiye'de bazı çalışmalara
başlanmıştır. Bu konuda yapılan düzenlemelerden biri
YÖK/DB-MEGP çerçevesinde hizmet-öncesi
öğretmen eğitimi programlarında bazı derslerinin
içeriklerinin yeniden düzenlenmesi, ilkönce
küçük ölçeklerde daha sonra
yurt genelinde denenmesi; kuramsal bilgilerinin eğitim
fakülteleri-okul işbirliği çerçevesinde
uygulamalarda yer verilmesidir (Ersoy, 1997b; Ersoy, 1998)(
5 ). Ayrıca,
MEB-YÖK arasındaki işbirliği çerçevesinde
matematik ve fen eğitiminde lisansüstü öğretim
görmeleri için yapılan düzenleme, geçte
olsa eğitim fakültelerin gereksinimi olan öğretim
elemanını karşılamak için yurtdışına çok
sayıda öğrenci yollanması, kuşkusuz olumlu ve ümit
verici gelişmelerdendir. Ancak, bunlar bir başlangıç
olup bununla yetinmek, nasıl olsa gerekenler yapılmaktadır
anlayışı ile rehavete kapılmak yanıltıcı olup sonuçta
bırakın beklentileri elde etme, ileride büyük
düş kırıklı yaratabilir; ayrıca doğuracağı olumsuz
sonuçları gidermek çok zor olabilir.
Yurtdışında uzmanlık
ve bilim insanı olma yönünde örgün
eğitiminin bireye kazandıracağı, kuşkusuz, çok
şeyler vardır. Ancak, eğitimle ilgili sorunların yöresel
ve ulusal boyutlarının da olduğu düşünüldüğünde
yurtdışında yapılacak araştırmaların Türkiye'ye yönelik
olması; Türkiye'de yapılacak MÖvE ve öğretmen
eğitimiyle ilgili araştırmalara özel destek sağlanması
göz ardı edilmemelidir( 6
). Bu konuda yeni projeler geliştirilmeli, zamanında yurt
dışında ileri eğitim görme olanağını edinememiş genç
ve yetişkinlere kendilerini yenilemeleri ve yurtdışından
dönecek genç bilim insanları ile aynı çatı
altında çalışma ve üretimde bulunma olanakları
sağlanmalıdır. Bu bağlamda, üniversitelerin lisansüstü
eğitiminden sorumlu fen ve sosyal bilim enstitüleri
ile bazı üniversitelerde kurulmuş olan eğitim enstitülerine,
ayrıca sürekli eğitim merkezlerine görev düşmektedir.
4. BAZI YENİLİKLERDEN
ÖRNEKLER VE ÖNERİLER
Okullarda daha nitelikli MÖvE Türkiye'de çok
kimsenin olduğu gibi tüm matematik öğretmenlerinin
ve eğitimcilerinin ortak özlemlerinden biridir.
Bu konuda çok şeyler yazılmıştır
ve yazılanların bir kısmı
doğrudan öğretmen nitelikleri ve onların
işlevleriyle ilgilidir (örneğin, NCTM,
1991; Ersoy, 1996). Bu nedenle, bilinen birçok
şeyi burada yinelemek yerine, doğrudan öğretmenin
değişen işlev ve yeni rollerin benimsenmesi
ve uygulamada gerçekleştirilmesi ile ilgili
kişisel bazı düşünceler ve
öneriler özetlenmektedir.
4.1. Öğretmenin
Değişen İşlevi ve Yeni Rolleri
Öğretmenin sınıf içindeki
yeni işlevi ve rolü, matematik konularını
alışılagelmiş biçimden
daha farklı bir yaklaşım, öğrenci
odaklı etkinlikler ve katılımı
ile işlemesidir (Ersoy, 1997c). Bu konu ile ilgili
olarak 1995 yılında toplanan 15. Milli Eğitim
Şura'sı raporunda (MEB, 1995, s.3) "Klasik
öğretim yöntemleri yerine, öğrenmeyi
öğreten, öğrenciyi merkeze alan ve aktif
kılan öğretim yöntemleri ve teknikleri
kullanılmalıdır" denilmekte.
Bir başka deyişle, öğretmen her şeyi
kendi yapmamalı, öğrencileri de konu işlenişine
ve etkinliklere olabildiğince katılmalıdır.
Öğretme/öğrenme süreci içinde
öğretmen daha çok öğrencileri
dinlemesi, öğrencinin ise daha çok yöneltilen
sorular üzerinde düşünmesi; öğretmen-öğrenci,
öğrenci-öğrenci arasındaki etkileşimin
sürekli olmasıdır. Ancak, bu beklentiler
sıradan bir ortamda, uygun araç-gereç
olmadan, ders öncesinde yeterince ön-hazırlık
yapılmadan denendiğinde elde edilemez; uğraşılar
ise istenilen yararları sağlayamaz. Bu nedenle
olacak ki hazırlanan aynı raporda (MEB,
1995; s.3) "Yeni öğretim yöntemleri
konusunda öğretmenler hizmet-içi eğitimden
geçirilerek, bu konuda rehber kitap yazılmalıdır"
denilmektedir.
Her ne kadar, bizim
bildiğimiz kadarıyla, bugüne kadar istenilen
özellikte bir kitap yazılmış
değilse de MEB-EARGED tarafından hazırlanan
yeni İlköğretim matematik öğretim
programında konu işlenişleri bu anlayışla
ele alınmış; bir takım öğretim
araç-gereci geliştirilmiştir (EARGED,1998).
Ayrıca, bazı araştırmacılar
ve yazarlar, matematik konularının nasıl
daha etkili işleneceği konusunda sorunları
inceleyip çağdaş gelişmeler ışığı
altında güzel örnekler sunmaktadırlar.
Son 10 yıl içinde düzenlenen fen/matematik
öğretimi ve öğretmen eğitimi konulu
ulusal toplantıların içeriğine
ve sunulan bildirilerin sayısına; ayrıca
bilimsel dergilerde yayınlanan makalelerin niteliklerine
baktığımızda bu alanda hızlı
bir gelişmenin ve ilerlemenin olduğu, beklentiler
bir kısmının sağlanacağı
anlaşılacaktır. Bu yöndeki değişikliklerin
bir süreç olduğu, Şema 1 de görüldüğü
gibi aşamalar içerdiği, bazı ön
koşulların sağlanması gerektiği
bilinmelidir.

Şema 1. Değişim
Sürecinin Evreleri (Fullan, 1991. s:47-49 Uyarlama)
Öğretmenin söz konusu
işlev ve rol değişimi için çok
yönlü hazırlık çalışması
yapılması, düzenlemelerin ve yapılandırmanın
ayrıntılı olarak planlanması,
düzenlenecek bir dizi etkinliğin belirlenen programlar
çerçevesinde uygulamalı olarak gerçekleştirilmesi
gerekmektedir. Örneğin, hizmet-öncesi öğretmen
eğitimi programlarında köklü değişikliklerle
birlikte derslerin içeriğinde yeni düzenlemeler
yapılmalı, öğretme/öğrenme
sürecinde uygulanan yöntemler çağdaşlaştırılmalı;
eğitimin yaşam boyunca süreceğinden
hareket ederek öğretmen görev başında
iken yalnız bırakılmamalı,
ona yardım ve destek sağlanmalıdır
(Ersoy, 1992). Bu bakış noktası ve
bu yöndeki girişimler, aslında eğitimde
bir değişim ve yenilik için ilk adımdır;
sürecin diğer evreleri düşünülerek
diğer aşamalar tamamlanmalıdır,
Şema 2.
Şema 2. Eğitimde Yenilik
Koşulları ve Çıktılar
Düşünülen
köklü yenilikler, proje bazında tasarlanmalı;
nitelikli insan kaynağı eğitimle sağlanabileceği
için etkinlikler yeterli ve kesintisiz kaynak sağlanmalıdır.
Unutmamalı ki eğitim ve değişme arasında
bir etkileşim olup biri olmadan diğeri işlevsel
olamaz. Türkiye'de eğitim alanında değişim
kendi başına yeterli olmayıp mutlak
bir dönüşüm sağlanmalıdır.
Burada belirtmeliyiz ki dönüşüm daha
karmaşık süreçler içerdiğinden
hem gerçekleşmesi daha uzun zaman hem de
daha çok gayret ve çalışma
gerektirir. Buna rağmen, bilişim çağı
eşiğinde bilgi toplumunun bir üyesi olmak
isteniyorsa Türkiye'de başka bir seçeneğimizin
olmadığını bilmemiz; değişim
ve dönüşüm için hazırlıklı
olmalıyız.
4.2. Öğretmenlerin
İşlev ve Rol Değişikliği Edinmesi
Son yıllarda ilköğretim sonrası
matematik ve fen derslerinde öğrenci başarısı
konusunda ulusal ve uluslararası karşılaştırmalı
çalışmalar yapılmaktadır.
Ulusal düzeyde MEB-EARGED uluslararası düzeyde
IEA (The International Association for the Evaluation
of Educational Achievement: Eğitimde Uluslararası
Başarıyı Değerlendirme Birliği)
tarafından yapılan bazı çalışma
sonuçlarına bakıldığında
matematik ve fen öğretiminde öğrenci
başarısının beklentilerin oldukça
altında olduğu, okullarda tam öğrenmenin
gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.
Söz konusu sınavlardaki sorular, Türkiye'de
5 + 3 veya yeni ilköğretim MÖvE programı
hedef ve davranışlar çerçevesinde
olmasına karşın soruların çoğu
daha çok bilimsel düşünme süreçleri
ve problem çözme becerileriyle ilgi olduğundan
çok sayıda öğrenci sınavlarda
başarılı olamamaktadır. Matematik
eğitiminin niteliği ile ilgili bu durum, kuşkusuz,
çok düşündürücü
ve öğretici dersler içerdiğinden konu
ile ilgili çok yönlü ve derinlemesine
incelemeler yapılarak ülke genelinde gerekli
yapısal düzenlemeler yapılmalıdır.
Matematikte genel
başarısızlığın birden çok nedeni olup TIMSS çalışmasında
(Beoton, et al, 1996) başarılı ülkelerin durumu incelendiğinde
bu ülkelerin matematik öğretimi yöntemlerinin
öğrenci odaklı olduğu, matematik öğretiminde
araç-gereç kullandıkları, öğretmen
eğitimi programlarının içerik ve uygulanış biçiminin
farklı olduğu anlaşılmaktadır(7). Daha açıkçası,
TIMSS-R'de ilk sıralarda yer alan Pasifik kıyısı ülkelerle
Doğu Avrupa ülkelerinin başarısında öğretim
yöntemlerinin öğretmenin işlev ve rollerinin
etkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, öğretmenlerin
sürekli eğitimi çerçevesinden öğretmenlere
yeni yeterlikler kazandırılmalı; onların işlevleri ve
rolleri yeniden tanımlanmalıdır, Şema 3.
Söz konusu değişikliler
ve yenilikler, bilindiği gibi öğretmenlerin
sürekli eğitimi demek olup Türkiye'de gereksinimler,
Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda fark edilmiş;
dünyadaki son değişiklikler nedeniyle gereksinimlerin
boyutları değişmiştir (Sakaoğlu,
1992; Erkan, 1994; Ersoy, 1997a). Eğitim ve öğretmen
sorunun çözümü için arayışlara
yıllar önce başlanmış;
girişimlerin olumlu ve olumsuz bir dizi etkilerinin
başarılı ve başarısız
sonuçlarının olduğu görülmüş
ve rapor edilmiştir (Baloğlu, 1990; Başgöz,
1995). Genelde eğitim, özelde öğretmen
eğitimi ile ilgili politikaların ve etkinliklerin
tartışılması; ayrıca
proje çalışmalarının
son üç-dört yılda artmış
olması sevindirici ve umut vericidir (Ersoy, 1996;
Ersoy, 1998).
Şema 3. Öğretmenlerin
Yeni İşlev ve Rollerini Edinmeleri
Öğretmenlerin değişen
işlevleri ve rolleri ile ilgili olarak eğer
öğretim yöntemlerindeki yaklaşımlar
ele alınacak olursa geleneksel ve yenilikçi
yaklaşıma göre değişimim Çizelge
1 görüldüğü biçimde olacağı
öngörülmektedir.
Çizelge 1.
Geleneksel ve Yenilikçi Öğretim Yöntemleri
Yaklaşımı
|
Geleneksel Öğretim
Yönteminde Yaklaşım
|
Yenilikçi Öğretim
Yöntemlerinde Yaklaşım
|
- Tüm sınıfa yönelik öğretme
- Etkinliklerde çok küçük
değişiklikler
- Etkinliklerin temelde öğretmen tarafından
belirlenmesi
- Okuldaki öğrenme ile gerçek
yaşam arasında bağlantı
olmaması
- Dinleme ile öğrenme
- Bilişim teknolojilerinin öğrenme/öğretme
etkinliklerinde kullanılmaması
|
- Küçük çalışma
grupları
- Çok değişik etkinlikler
- Etkinliklerin temelde öğrenenler tarafından
belirlenmesi
- Okuldaki öğrenme ve gerçek yaşamın
bütünleştirilmesi
- Yaparak öğrenme
- Bilişim teknolojilerinin öğrenme/öğretme
etkinliklerinde etkin olarak kullanılması
|
Çizelge 1'deki öğretim
yaklaşımlarına dikkatlice bakılırsa
bunların 1950'li yıllardan başlayarak
1970'li yılların ortalarına kadar
başat etkisi olan "davranışsal
(behaviorist) eğitim anlayışı"
değil, sırayla 1970 ve 1980'li yılların
ortalarından başlayarak dünyada eğitim
kamuoyunda sık sık sözü edilen
ve etkin olmaya başlayan "bilişsel
(cognitivistist) eğitim anlayışı"
ve "oluşturmacı (constructivist) eğitim
anlayışı" olduğu anlaşılır.
Günümüzdeki istendik insan nitelemelerine
baktığımızda oluşturmacı
eğitim anlayışının eğitim
sistemi içinde önemi daha iyi anlaşılmakta;
bu nedenle de Türk eğitim sisteminde köklü
yenilikler yapılarak bu yönde düzenlemeler
ve yapılandırmalar gerekmektedir. Çünkü,
bilişim çağında başarılı
bir insan, varolan bilgiyi alan, ezberleyen ve istendiğinde
yineleyen ya da yansıtan birey değil, bilgiyi
arayan, değişik kaynaklara erişebilen,
bulabildiği bilgiyi ayıklayabilen, yorumlayan
ve yeni yaşantılar karşısında
eski bilgiler ve deneyimler doğrultusunda yeni çözümler
üretebilen, yaratıcılık yetileri
gelişmiş bireydir. Özetle, endüstri
devriminin gereği olarak mal üretimine yönelik
eğitim anlayışı, bunun bir uzantısı
olan bilişim çağı eşiğinde
yerini bilgi ve hizmet üreten bireylerin yetiştirildiği
eğitim anlayışına bırakma
aşamasına gelmiştir. Bu nedenle,
öğretmen eğitimi, yetiştirilmesi,
işlev ve rollerinin yeniden değerlendirilerek
eğitim kurumlarında yeni düzenlemelerin
yapılması, hızla gelişmek
isteyen ülkelerde kaçınılmaz
zorunluluklardan biri olmuştur.
Bilişim çağı eşiğinde
oluşturmacı eğitim anlayışı
bağlamında genelde tüm öğretmenlerin
özelde okullarda matematik öğretimi görevini
üslenen sınıf ve matematik öğretmenlerinin
yeni işlevler ve roller edinmeleri; bir dizi yeterlikler
kazanmaları beklenmektedir. Söz konusu işlev
ve rollerin benimsenmesi ve sınıf ortamında
gerçekleşebilmesi için aşağıda
sıralanan bir dizi yeterliklere öğretmenlerin
sahip olmaları, yetkinleşmeleri gerekmektedir.
Bilişim çağında yetkin öğretmen:
-
Öğrencinin
bilgiye ulaşmasına, bilgiyi yorumlamasına
ve gerektiğinde günlük yaşamında
kullanmasına yardım eden deneyimli
kişi;
-
Öğrencinin
kendi gizil gücünü tanımasına,
sergilemesine ve bunu kullanmasına yardımcı
olan öncü ve yardımcı
kişi;
-
Sınıf
içinde yasal düzenlemeler çerçevesinde
otoritesini kuran ve kullanan değil, sınıf
yönetimi öğretim etkinliklerine
dönüştüren bir öğretici;
-
Sınıflarda
yalnızca öğrenmeye yardım
eden değil, sınıfla birlikte
kendisi de öğrenen bir öğrenci;
-
Öğrencinin
başarısını önceden
belirlenen katı ölçeklere göre
değerlendiren değil, öğrenciyi
kendi gizil gücü çerçevesinde
değerlendiren ve yönlendiren iyi bir
rehberdir.
Yapılan genel
açıklamalar doğrultusunda sınıf
ve matematik öğretmenleri için işlev
ve rol değişiklikleri, aşağıda
sıralanan bazı koşullar gerçekleştirildiğinde
olasıdır. Öğretmen:
-
Öğretmen
kendisini geliştirmeye istekli olmalıdır
(daha olumlu tutum, kendine güven, daha yaratıcı
ve yararlı olma isteği vd).
-
Öğrencinin
öğrenmeleri ile ilgili kuramsal ve uygulamalı
bilgi ve beceriler edinmelidir.
-
Sınıflarda
bilimsel ve matematiksel düşünme,
problem çözme ve yaratıcı
etkinliklerle ilgili uygun iklim ve atmosfer oluşturulmalıdır.
-
Sınıftaki
tüm öğrencilerin gelişiminin
göz ardı edilmediği bireysel, küçük
ve büyük grup çalışmaları
yaptırmalıdır.
-
Öğrencilerin
özgeçmişleri, yetişmelerine
ve ilgilerine uygun olarak matematik tarihi, matematiğin
uygulamaları, matematiğin güzelliği
vb içerecek konu işlenişleri
hazırlamalı veya uzmanlarca hazırlanmış
etkinlikleri kullanmalıdır.
Yukarıda belirtilen
değişim ve yeniliklerin gerçekleştirilmesi
kolay ve bir adımda yapılacak işler
değildir. Bununla birlikte belirtilen amaçlar
doğrultusunda, öğretmenlerin yeni işlevler
ve roller edinmeleri yönünde bazı atılımlar
ve bir dizi yeni düzenlemeler gerekmektedir. Atılımların
ve köklü yeniliklerin başında öğretmenlerin
hizmet öncesi eğitimi ve hizmet içinde
yetiştirilmelerine yönelik iken diğeri
eğitim programlarının yenilenmesi ve
güncelleştirilmesidir. Bunların bir
kısmı, bir sonraki alt bölümde
öneriler biçiminde sıralanmakta ve
açıklanmaktadır.
5. SONUÇLAR
VE ÖNERİLER
Okullarda MÖvE ile ilgili olarak düşünülecek
birçok etmen içerisinde sınıf
ve matematik öğretmenlerinin alan ve meslek bilgileri
yönünden yeterliliği ve yetkinliği önemlidir.
Bu konuyla ilgili diğer etmenler ve değişkenler
de olup onların, yeri gelmişken, belirtilmesi
gerekir. Bununla birlikte, burada konunun ayrıntısına
girmeden, MÖvE niteliği ile ilgili bazı
etmenlerin adlarını sıralamakla yetineceğiz.
(a) Amaçlarda
Uzlaşma: Öğretmenin temel amacı,
öğrencinin matematiksel düşüncenin
öneminin ve ayırtına varmasını,
kritik ve eleştirisel düşünebilme
için düşünme yapısının
çatkısını ve yapı öğelerini
sağlamaktır. Bu çerçevede, öğretme-öğrenme
sürecinde öğretmen ön planda olmaktan
kaçınarak; öğrencilere sürekli
yol gösteren daha deneyimli bir danışman
ve rehber olmalısıdır. Ancak, gerek
bir öğretmenin bu işlevi ve yeni rolü
benimsemesi, gereklerini özümsemesi gerekse
süreçte yer alan diğer etmenleri düzenleyerek
sürece olumlu etkilerini sağlaması kendiliğinden
olmayacağından bir plan ve program çerçevesinde
yapılacak işler için ayrı ve
sürekli çaba ve özen gerekir.
(b) Sürekli ve
Yaşam Boyu Eğitim: Matematik öğretmenleri,
diğer uzmanlar gibi, yaşam boyu süren bir
uzmanlaşma sürecini yaşamaları;
ayrıca, uzmanlardan yararlanmalılar ve kendilerini
yenilemelidirler. Hızla değişen olanakları
ve gelişmeleri sürekli izlemek durumunda olan
uzmanlar, örneğin sağlık hizmetlerinde
görevli hekimler ve proje mühendisleri gibi,
matematik öğretmenleri de özellikle okumak,
bilgi hazinelerini artırmak, derslerini daha iyi
tasarlamak, deneyimlerini ve düşüncelerini
fırsat buldukça diğer öğretmenlerle,
eğitimcilerle ve matematikçilerle paylaşmak
için zamana ve olanaklara gereksinim duyarlar.
Bu durum, iyi değerlendirilmeli ve öğretmenlerin
sürekli eğitimi ile birlikte onlara yardım
ve destek hizmetler sunulmalıdır.
(c) Öğrenme
ve Öğretme Ortamı: Okullarda MÖvE'
iyileştirme ile ilgili olarak yeni bilişim
ve iletişim teknolojileri, araç-gereç
ötesinde daha geniş bir açılımda
(perspektifle) ve bağlamda düşünmek
gerekir. Bu durum, fiziksel bir ortam olduğu kadar
daha elverişli bir iklim, solunum yollarını
açan bir atmosferdir. Bu nedenle, okullarda özel
matematik laboratuarları kurulmalı, ayrıca
derslerin yapıldığı sınıflar
uygun araç-gereçlerle donatılmalıdır.
Bu tür bir öğrenme ortamı, öğrencilerin
kendine güvenen birer matematik düşünürleri
olmalarına, matematik yapmaya yardımcı
olacaktır. Söz konusu araçlar için
çok büyük yatırım gerekmez,
bir fen laboratuarı için harcanan paranın
üçte biri veya yarısı ile oldukça
işlevsel matematik laboratuarları kurulabilir
ya da okullarda matematik derslikleri düzenlenebilir.
(d) Öğrenim Çevrelerini Düzenleme:
Öğretmen, öğrencilerinin matematiksel
gelişimlerini ilerleten bir öğrenim çevresi
yaratmalıdır. Öğrencilere ve onların
fikirlerine karşı saygılı olmadan
okullarda MÖvE iyileştirmek zordur. Öğretmen,
öğretim çevresini düzenleyerek onları
matematik konularına ilgi duymaya güdülemeli
ve özendirmeli; öğrencilerin farklı
ilgi alanlarına, kültürel ve sosyo-ekonomik
geçmişlerine saygılı olmalı,
matematikle ilgili verilen görevleri özenle
yapmaları için yüreklendirmelidir.
Bu konu ile ilgili olarak öğrencilere kısa
ve uzun süreli (bir ay en çok bir yarı
yıl süren) bireysel veya grup projeleri verilebilir;
onların matematiksel düşünme, problem
çözme bilgi ve becerilerinin gelişmesine
yardımcı olunabilir. Böylece, bir yandan
matematiğin toplum yaşamında nerede ve
nasıl kullanıldığı konusunda
öğrenciler bilgilendirilirken bir yandan da çocukların
ve gençlerin yaratıcılık yetenekleri
gün ışığına çıkartılabilir.
Söz konusu çalışmalar, başta
okul düzeyinde olmak üzere bölge ve Türkiye
genelinde yapılacak proje yarışmalarında
düzenlenmelidir.
(e) Matematik Öğretimini
Değerlendirme: Öğrencilerin matematik bilgilerini
ve problem çözme güçlerini ölçme
ve değerlendirme sıradan sınavlarla
ve yalnızca çoktan seçmeli testlerle
belirlenemez. Matematik eğitimi değerlendirmelerinde
öğretmenin, öğrencilerinin matematiksel
gücünde gelişmeleri sergileyen, bilimsel
düşünme yeteneklerinin sınırlarını
zorlayan ve destekleyen çalışmalara
yer verilmelidir. Böyle bir oluşum için
bilişim teknolojisinden (örneğin, bilgisayar
ve grafik/CAS türü ileri hesap makinesinden)
etkili bir biçimde yaralanılabilir.
(f) Okullarda Ar-Ge
Birimlerinin Kurulması: Çağdaş
toplumlarda kararlar geniş ölçekli katılımla,
yapılacak işler ise üzerinde düşünülerek,
araştırılarak, anlayarak ve anlaşarak
yapılmaktadır. Okullarda öğretim
ve eğitimle ilgili kararların da aynı
anlayış ve yaklaşımla olması
çağımızın gereklerinden
biridir. Bu nedenle, her çocuk farklı olduğu
gibi her okulda diğerinden farklı olduğundan
sorunlarının çözüm önerileri,
okullarda kurulacak araştırma ve geliştirme
(Ar-Ge) birimlerinin önerileri doğrultusunda
ya da danışmanlık hizmetleri alınarak
gerçekleştirilmelidir. Bu bağlamda, her
okulda olmasa bile sorunları benzer ve koşulları
birbirine uyan bazıları bir araya gelerek
MÖvE Programlarını Geliştirme
çalışmaları yapmalıdırlar.
(h) Milli Eğitim
Müdürlüklerinde Danışma-Uzmanlık
Hizmetleri: Nitelikli eğitim, nitelikli öğretmen
ve insan kaynakları ile gerçekleştirilir.
Her alanda ve her yerde uzmanlık düzeyinde
insan kaynağına ulaşmak, hizmetlerden
yararlanmak kolay değildir. Ancak, MÖvE de ayrı
bir uzmanlık alanı olduğu bilinerek
bu alana yatırım yapılmalı;
özel bir eğitim gören bilgili ve deneyimli
bir grup sınıf ve matematik öğretmenin
her yörede ilçe ve il düzeyinde görevlendirilmeleri
sağlanmalıdır. Özellikle bazı
bölgelerde MEB tarafından kurulmuş olan
hizmet içi eğitim enstitüleri, öğretmenlere
tüm aylarda ve gece gündüz ayırt
etmeden sürekli hizmet sunan okullar olmalıdır.
Bu kurumlarda görevlendirilecek uzman öğretmenlerin
eğitimi tezsiz yüksek lisans düzeyinde olmalı;
konu ile ilgili olarak eğitim fakültelerinde
yeni programlar hazırlanmalıdır.
(i) Öğretmen
Eğitimi: Sınıf ve matematik öğretmenlerinin
karşılaştıkları sorunların
giderilmesi yönünde bilgi ve deneyimlerini sergileyebileceği
ve meslektaşları ile paylaşabilecekleri
değişik düzeyde ve içerikte yöresel
ve bölgesel toplantılar düzenlenerek
öğretmenlerin sürekli gelişiminde
kendilerine yardımcı olunmalıdır.
Özellikle sınıf ve matematik öğretmenlerinin
okullarda MÖvE alanında yararlanabileceği
meslek dergileri ve İnternet-web siteleri için
MEB tarafından kaynak ayrılmalı (örneğin,
8 yıllık temel eğitim için ayrılan
fonlardan çok küçük bir dilim
kullanılabilir) bu konuda o yöredeki eğitim
fakülteleri ile işbirliği yapılmalıdır.
(j) Ulusal Proje Yarışmaları:
Öğretmenlerin edindikleri deneyim ve geliştirdikleri
ürünlerin paylaşımı mesleklerinde
gelişmede oldukça önemlidir. Bu nedenle,
her yıl değişik düzeyde ve çeşitli
alanlarda MÖvE konularında proje yarışmaları
düzenlenmeli; beğenilenler sergilenmeli ve öğretmenler
ödüllendirilmelidir. Bu konuda her ildeki milli
eğitim müdürlükleri ile eğitim
fakülteleri, merkezde MEB ve YÖK arasında
işbirliği yapılmalıdır.
(k) Matematik Eğitimi
Alanında Örgütlenme: Geçen yüzyıl
demokrasinin olgunlaştığı ve yaygınlaştığı
çeşitli dönemleri içerdi ve her
çağdaş toplum belli amaçlar doğrultusunda
örgütlendi. Özellikle, her meslek grubundaki
iş görenler kendi aralarında topluluk,
klüp, dernek, birlik, sendika, oda, konsey vb adlar
altında bir araya gelerek sorunlarını
tartışmak ve çözüm aramaya
başladılar. Bu bağlamda sınıf
ve matematik öğretmenleri, matematik eğitimcileri
bir araya gelerek ortak bir amaç için birlik
oluşturmalı, sorunları kamuoyuna duyurmaları
ve mesleklerinde gelişmeler için yoğun
çaba harcamalıdırlar. Kurulacak yeni
ve çağdaş örgütler, matematik
öğretmenlerin hizmet içi eğitim için
bir dizi etkinliklerinin düzenlenmesinde ve yürütülmesinde,
meslek dergilerinin yayınlanmasında görevler
işlendiği gibi matematikle ilgili öğrenciler
arasında çeşitli yarışmalar
düzenleyebilir.
Yukarıda söz
konusu olan ve önerilen çalışmalar,
kuşkusuz, sınıf ve matematik öğretmenlerinin
işlevlerini ve yeni rollerini etkileyecektir. Bu
nedenle, öğretmenlerin yeni yeterlikler kazanması,
girişimci olmaları ve okullarda MÖvE
iyileştirmede öncülük etmeleri gerekecektir.
KAYNAKÇA
Baloğlu, Z.
(1990). Türkiye'de Eğitim. İstanbul:
TÜSİAD Yay.
Başgöz,
İ. (1995). Türkiye'nin Eğitim Çıkmazı
ve Atatürk. Ankara: Kültür Bak.Yay.
Beaton. A.E., Mullis,
I.V.S., Martin, M.O., Gonzalez, E.J., Kelly, D.L., &
Smith, T.A. (1966).Mathematics
Achievement in the Middle School Years. Boston: Center
for the Study of Testing, Evaluation and Education Policy
Analysis.
Cockcroft, W.H.
(1982). Mathematics Counts. London: Her Majesty's Stationary
Office.
Calderhead, J. (1997).
'Öğretmenin uzmanlığının
tanınması ve geliştirilmesi: 21
inci yüzyılı bekleyen sorunlar.'
Uluslararası Dünya Öğretmen Eğitimi
Konferansı 27.8-2.9. 1995, s.15-25. Ankara: MEB
Yay.
EARGED (1998). İlköğretim
Matematik Öğretim Programı. Ankara:
MEB-EARGED.
Erkan, H. (1994).
Bilgi Toplumu ve Ekonomik Gelişme. İstanbul:
T.İş Bankası Yay.
Ersoy, Y. (1992).
A study on the education of school mathematics and science
teachers or information society. In: G. Güçlüol
& S. Koç (Eds), Educational Report, Vol 1,
pp 39-54. Ankara: METU Pub.
Ersoy, Y.(1996).
"Matematik öğretmeni eğitimi I: Ulusal
politikalar ve ilk hedefler". In: İ. Kirizoğlu
& C. Kuru (Eds). Proc. of Symposium'96: Development
and Progress in Modern Teacher Education, 30.9-4.10.
1996; pp 91-96. Ankara: MEB Yay.
Ersoy, Y. (1997a).
Nitelikli matematik öğretmeni yetiştirme.
Çağdaş Eğitim. 22 (Kasım/
237), 3-7.
Ersoy, Y. (1997b).General
issues on pre-service education of mathematics teachers
in Turkey. Proc.of ERCME-97, Aug 31-Sep 4, 1997; University
of Prague.
Ersoy, Y. (1997c).
Matematik eğitiminde yönelişler. Çağdaş
Eğitim. 22 (Mart/230), 11-13.
Ersoy, Y. (1998).
Use of new information technologies in pre-service education
of mathematics teachers in Turkey. Proc.of ICTM-98,
July 3-6, 1998, pp:98-100; Uni. of the Aegean, Samos.
Ersoy, Y. ve Bulut,
S. (1994). Matematik öğretiminde kritik değişkenler
ve öğretmenlerin hizmetiçi eğitimi.
Eğitim ve Bilim Dergisi 18/91, 3-11.
Fullan, M.G. (1991). The New Meaning of Educational
Change, (2nd ed). London: Cassel Educational Ltd.
McNeil, J.D. (1997).
21 inci yüzyılın öğretmen
eğitimi. Uluslararası Dünya Öğretmen
Eğitimi Konferansı, 27.8-2.9. 1995, s.34-37.
Ankara: MEB Yay.
MEB (1995). 2000'li
Yıllarda Türk Milli Eğitim Sistemi.
15. Milli Eğitim Şurası Hazırlık
Dökumanı-3. Ankara: MEB Yay.
MEB (1996). Öğretmen
Yetiştirme Koordinasyon ve İşbirliği
Toplantısı. 15-17 Haziran 1995. Ankara:
MEB Yay.
NCTM (1980). An
Agenda for Action. Reston, Va: National Council of Teachers
of Mathematics (NCTM), Author.
NCTM (1991). Professional
Stanadards for Teaching Mathematics. Reston, Va: National
Council of Teachers of Mathematics (NCTM), Author.
OECD (1995). Education
at a Glance. OECD Indicators. Paris: Author. Sakaoğlu,
N. (1992). Cumhuriyet Dönemi Eğitim Tarihi.
İstanbul: İletişim Yay. .
Dipnotlar
(1)
MÖvE ve öðretmen eðitimi ile ilgili
olarak son yýllarda Türkiye'de bilimsel toplantýlar
yapýlmaktadýr. Bunlardan biri her iki yýlda
býr düzenlenen Ulusal Fen/Matematik Eðitimi
Kongreleri olup beþincisi (UFBMEK-5), 16-18 Eylül
2002 de ODTÜ, Ankara'da düzenlenmiþtir.
Diðer örneklerden biri 18 Mart Üniveritesinde
Ulusal Sýnýf Öðretmenliði Sempozyumu
iken bir diðeri, Matematikçiler Derneðinin
her yýl Ankara'da düzenlediði Matematik
Etkinliklerini çalýþmasýdýr.
(2)
Burada söz konusu olan dergiler, alan bilgisini içeren
binlerce süreli yayýn deðil, yalnýzca
matematik öðretimini ve eðitimini, bununla
ilgili yan alanlarý içeren yayýnlardýr.
Fen ve teknoloji eðitimi alanýndaki benzer
dergilerin olduðu da unutulmamalýdýr.
(3)
Türkiye'de 1960 sonrasý ilk planlý
kalkýnma döneminde OECD desteði ile kurulan,
yalnýzca Türkiye için deðil bölge
ülkelerinin gereksinimini karþýlayacak
Ders Aletleri Yapýp Merkezi yeniden yapýlaldýrýlarak,
üretim araçlarý ve insan kaynaðý
yenilenerek tanýmlanan iþlevlerini yerine
getirmelidir.
(4)
Kaldý ki saðlýklý ve güvenilir
veriler olmadan yapýlacak tartýþmalarýn
ne denli yararlý olacaðý bile kendi
baþýna bir sorun olup biran önce sýnýf
ve dal öðretmenlerinin eðitimi konusunda
eðitim fakültelerinde yapýlacak proje
çalýþmalarý için parasal
kaynak ayrýlmalýdýr.
(5)
MEB ve YÖK arasýnda imzalan yeni protokol,
dileriz ki düþünülen çalýþmalarý
yönlendirmede ve hýzlandýrmada ilgililere
yol gösterici olur.
(6)
Burada sözkonusu olan durum yalnýzca MÖvE
ile ilgili olmayýp diðer alanlarö örneðin
fen bilgisi/fen bilimleri öðretimi ve eðitimi
için de ayný derecede önemli ve geçerlidir.
İçindekiler
|